Asırlar boyunca hem ticaretin hem zanaatın merkezi olarak görülen İstanbul, şüphesiz ki öncelikli olarak Kapalıçarşı ile özdeşleştiriliyor. Çarşı esnafınca tasarlanan pek çok ürünün yerini hazır ürünler almış olsa da bir Kapalıçarşı geleneği olarak devam eden mücevherat ve taş işçiliği dur durak bilmeden devam ediyor. Tüm asırların en önemli mücevherat merkezi olarak görülen kentin usta zanaatkarlarının elinden çıkan mücevherat ve taş eşyalar, vitrinleri süslüyor. İstanbul neyi meşhur dendiğinde sunduğu zengin mutfak kültürü ile de kendine hayran bırakıyor. Eski saray gelenekleri olarak geçen özel yemek ve tatlı tariflerine artık çok az evde rastlandığını söylemek gerekiyor. Kanlıca yoğurdu, Sultanahmet köftesi, Ortaköy kumpiri, Sarıyer börek, Sütlüce uykuluk ve Süleymaniye kuru fasulyesi, İstanbul restoranlarının tarih kokan mutfak kültürünün sokak kültürü örnekleri olarak öne çıkıyor. Meşhur Eminönü balık ekmek geleneği ise kültür haline gelmiş değerler arasında yer alıyor. Tabii ki keyifli İstanbul turlarınızın en güzel eşlikçileri olan Vefa bozası, Beyoğlu çikolatası ve en köklü İstanbul geleneği olan Pierre Loti kahvesini unutmamak gerekiyor.







