Arkadaşlar bir tanıdık vasıtası ile gittik. Keşke gitmez olsaydık. Balayı çifti olarak gittik ve ikinci gün `İstanbul`’a geri gitmeyi düşündük. Kısa bir olayı anlatayım sizlere. Başımızdan geçen bir olay; otelin yemekleri her zamanki gibi lezzetsiz. Ne tat var, ne tuz, dışarıdan yemek söyledik. Telefon numaramla beraber resepsiyona istedik, aradan bir 40 dakika geçti. Ne yemek ortada, ne içecekler. Gittim sipariş verdiğim yere niye gelmedi yemek diye ve oradaki arkadaşlar yemeği resepsiyonun aldığını söyledi. Geri döndüm resepsiyona ve durumu anlattım. Meğerse arkadaşlar, otel yetkilisi resepsiyondaki şahsiyet kasadan para verip yemeği almış ve bir güzel yemiş. Otelin müdürüne anlattım durumu. Elli tane kılıf uydurmaya çalıştı müdürüne. Bir soru sordum; “benim dışarıdan bir kişi olduğumu varsayın, otelinize yarım kuzu siparişi verdim, ne yapacaksınız beni bulamazsanız, yine alacak mıydınız” diye, suratıma bakakaldı. Normal hotellerde her gün oda temizlenir, burada üç günde bir. Odalarda 37 ekran TV’ler, ufacık banyolar. Arkadaşlar işin özü; buraya bu parayı veren üç aşağı üç yukarı verir daha iyi bir yere gidebilirsiniz. Ben bu hataya düştüm, siz düşmeyin. Ayrıca 14 buçuk saat gibi bir saatte gittik `İstanbul`’dan `Kiriş`’e, iki saatte resepsiyonda bekletildik.